‘Çocuk Gelin’ ve kadına şiddet sorunu – Aydınlık Gazetesi

‘Çocuk Gelin’ ve kadına şiddet sorunu

Hakkı Keskin, Aydınlık, 18.12.2015

Türkiye yıllardır üstesinden gelemediği, daha doğrusu çözümü konusunda ivedi olarak gerekli önlemleri alamadığı sorun, çocuk yaştaki kızların evlendirilmesi, kadınlara yapılan cinayetlerin ve şiddetin önüne geçilememesidir. Çağdaş bir ülke olması gereken ve olduğu söylenen Türkiye için bu durum yüzkarasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nin asli görevi, Türkiye’nin sürekli gündeminde olan böyle bir soruna çözüm bulmak ve gerekli önlemleri almak değil midir? Bunu hükümet partisi elindeki çoğunlukla yapmıyorsa, muhalefet partilerinin, hem de ısrarla bu konuyu meclis gündemine taşıması, yasa teklifi önerileri vermesi ve bu konuda kayıtsız kalan hükümeti kamu oyunda teşhir etmesi gerekmez mi? Böyle bir çalışmayı ısrarla gündeme taşımak, tabii ki muhalefet partilerinin en önemli görevleri arasında olması gerekir.

Çağdaş bir ülkede, toplumu ve kamu vicdanını ilgilendiren konularda nasıl çalışıldığını ve ivedi önlemlerin alındığını, Hollanda örneği en açık biçimde sergilemektedir. Hollanda’ya Suriye`den 13-17 yaş arası 34 çocuk gelinin gelmiş olması, ivedi olarak bir yasa değişikliği yapılmasını gerektirdi. Yeni yasal düzenlemeye göre, zaten yasak olan 18 yaş altı evlilik, artık suç olarak belirlendi. Aynı şekilde akraba evliliği de suç olarak kabul edildi. Başka ülkelerde yapılan 18 yaş altı evliliklerin de, Hollanda`da kabul edilmeyeceği, yeni yasal düzenlemede yer aldı.

“Çocuk gelin” olayı; on yıllardır Türkiye’de yazılıp çizilmekte, yani herkes tarafından bilinmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye`de 181,000 (yüz seksen bir bin) çocuk gelin bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununa göre, resmi nikah yapılabilmesi için, evleneceklerin 17 yaşını doldurup 18 yaşına girmiş olmaları gerekmektedir. Türk Ceza Kanununa göre de, resmi nikah yapılmadan evlendirme ve evlenme suçtur. 18 yaşından küçük kızlarını evlendirmek için mahkemeye dava açan ailelerin sayısı giderek artmaktadır. Bir önceki yıla göre bu artış yüzde 94,2 olmuştur.

Görülüyor ki, yasaya göre evlenme yaşı 18’dir ve resmi nikah yapılmadan evlenme de bir suçtur. Buna karşın her üç evlilikten birinin, 181,000 kişinin, çocuk yaşta evlenebilmiş olması bir skandaldır. Anlaşılan yasada var olan açık kapı, yani küçük yaştaki çocukların evlenmeleri için mahkemeye gidilmesi ve ailelerin onayı, var olan yasayı işlevsiz bırakmaktadır.

PARLAMENTO GÖREVİNİ YAPMALIDIR

Hollanda örneğinde görüldüğü gibi, hem de yalnız 34 çocuk yaşta Suriyelinin evlenmiş olması, yeni bir yasal düzenlemeyi gerekli kılmış ve bu derhal yapılmıştır. Çağdaş demokrasi anlayışı ve çağdaş ülke olmak, çağdışı anlayışları ve uygulamaları derhal önlemeyi gerektirir. Yasada açık kapı varsa veya yeni durumlar gerektiriyorsa, yasalarda derhal gerekli yeni düzenlemeler yapılarak sorunlar çözülebilmelidir.

Türkiye’de her üç evlilikten birisi, yasal boşluktan veya istisnai durumlar için düşünülmüş olan mahkemeye gitme ve anne baba onayı, mevcut yasayı çok büyük ölçüde işlemez hale getiriyorsa, yapılması gereken bellidir. 18 yaşına girmiş olma şartı, hiç bir istisna tanınmaksızın uygulanacak biçimde yeniden düzenlenir. Buna uymayanlar içinde de gerekli cezalar öngörülür.

Türkiye’de, özellikle de aşiret sisteminin yaygın olduğu yerlerde, kız çocukları çoğu kez çocuk yaşta kendilerinden yaşça çok büyük olan kişilerle, çoğu kez de para karşılığı, evlendirilmektedirler. Çocuk yaşta evlendirilenler, Çocuk Hakları Sözleşmesine göre de, en temel hakları olan eğitimden yoksun bırakılmaktadırlar. Bu sözleşmeye göre 18 yaşına değin her kişi çocuktur, devlet tarafından korunmak ve desteklenmek hakkına sahiptir.

Türk Toplumu için bu denli önemli bir konuda, başta muhalefet partilerini ve hükümet partisini, ivedi olarak göreve çağırıyorum. On binlerce çocuğun yaşamını olumsuz etkileme riski çok büyük olan bu toplumsal sorun, daha fazla geciktirilmeden çözülmelidir. Bunu hükümet partisi ve hükümet engelliyorsa, ısrarla ve sürekli olarak konu kamu oyunun gündemine taşınmalı ve skandal açığa çıkartılmalıdır.

TÜRKİYE’NİN BÜYÜK AYIBI: KADIN CİNAYETLERİ VE KADINA ŞİDDET

Kadınlara uygulanan şiddet ve cinayetler engellenemiyor, aksine giderek yıldan yılda daha da artıyor. Bu alandaki istatistiki bilgiler arasında büyük farklar var. Bu konu muhalefet partileri tarafından gurup toplantılarında da ele alındı. Kılıçdaroğlu AKP’nin yönetim dönemi olan 2002-2015 yıllarında 5,406; Bahçeli ise 7,122 kadın cinayetinin işlendiğini belirtiler. Bu sayıların çok daha üstünde açıklamalarda var. Sadece bu yılın Ocak-Ağustos aylarında 178 kadının cinayet sonucu yaşamını yitirdiği belirtiliyor.

Utanç verici bu korkunç tablo karşısında, alınan önlemlerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Kadın kuruluşlarının büyük etkinlikleri ve baskılarının da katkısıyla, 8 Mart 2012 tarihinde 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi” ismi altındaki yasa ve Ocak 2013’te de uygulama yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. Ancak yasanın bir dizi olumlu yönlerine karşın, uzmanlara göre yasada ve uygulamada, bazı önemli açıklar söz konusudur. Kadın cinayetlerinin, bunların bir kesimine de töre cinayetleri denilmektedir, giderek son yıllarda daha da artmış olması, bu konuda yasal düzeyde ve uygulama alanında, hızla alınması gereken yeni önlemlerin olduğunu açıkça göstermektedir.

Türkiye ve Türk halkı, “çocuk gelin”, kadına yönelik cinayetleri, “Töre cinayetlerini” ve kadına şiddeti asla hak etmemektedir. Büyük Millet Meclisinin ve hükümetin ivedi sorumluluğu, Türkiye’yi bu büyük utançtan kurtarmaktır. Medyanın da bu konuda çok daha duyarlılık göstererek, bu sorunun çözümüne gerekli katkıyı sağlama görevi vardır.